Çeviri Eğitiminin Temelleri ve Terminoloji için İngilizce Sözlük Kaynakları

Yirmi yılı bulmayan geçmişiyle çeşitli akademik kurumların birbirlerine deneyimlerini aktaracaklarına inanmaları (aksi halde böyle bir toplantıyla bir araya gelmelerine gerek yoktu) sevindirici olduğu kadar bir noktayı düşündürüyor da. Özellikle çeviri bölümlerinin kuruluşunda önder kadrolara tanınmış olan ve hala tanınan özgürlüğün bunaltıcı bir sorumlulukla dengelendiğini düşünüyorum. Öte yandan, basılı İngilizce sözlük kaynaklarının mantar gibi çoğalan çevrimiçi uyarlamalarından daha güvenilir olduğu kanısındayım. Aksi halde bizimki gibi iki yıllık bir geçmişi bulunan bir bölümde yeni kuruluşun tüm sorunları öncülerin varlığı nedeniyle azalmalıydı. Olsa olsa bu öncülerin bir yerlere varmış olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda bunun bizim tarafımızdan iyi kötü bir avantaj olarak algılandığını düşünüyorum. Çeviri eğitimine şu ya da bu düzlemde katkıda bulunmak durumunda olan kişilerin İngilizce sözlük oluşturmalarının dışında Batıda başka sosyalizasyon süreçlerinde ve tarihsel gelişmelerde oluşmuş birikimlerin ve bunlardan damıtılmış kuram ve anlayışların arasında bir tercih olarak A ya da B kuramını öne çıkarırken, gerekçesini sadece oradaki gelişmelerde bulamayacaklarını unutmamaları gerekiyor. Burada sağlıklı bir eğitim kurumlaşmasının ön koşulu da bu. Birazdan altını çizeceğim gibi Türkiye’nin toplumsal gerçekliğini yeterince dikkate almadığımızda çeviri eğitiminin iyice soyut, formülleştirilmiş, kendi içinde kapalı ve bir anlamda tutarlı, İngilizce sözlük uygulamalarının dilbilimsel verilerden uzak olarak hazırlandığı, ama bir işleve karşılık gelmeme tehlikesinin bulunduğunu düşünüyorum.

Çeviri bölümlerinin kurulmasına cevaz veren ya da bunlara destek veren üst mercilerin “Batı’ya bakın yapın” diye düşündüklerini varsayabiliriz. Ancak Batı’ya bakıp da yapma olayını çevrimiçi İngilizce sözlük hazırlarken kalite açısından tutturamadığını düşünebiliriz. Ayrıca bu biçimde oluşmuş yüz yıllık bir akademi geleneğinin çeviri bölümlerinin kurulmasında değişmesi için de akla yakın bir neden yok. Gelgelelim oralarda oluşmuş birikimlerin çeviri olgusu söz konusu olduğunda hangi düzlemlerde ne işe yarayacağı, sorgulanmalıdır. Aynı şekilde İngilizce sözlük hazırlarken geçmişteki birikim ve sözlükçülük deneyiminden de yararlanmak gerekir. Çeviri bölümlerinin söz konusu olduğu yerde, ithal malı konfeksiyonların bize bol ya da dar gelmesi olasılığını önemsemeliyiz. Tam da bu noktada kurumsallaşmanın sürekli deneyim toplama ve bir sınama yanılma biçiminde gerçekleşmeyeceğini söylemek gerek. Yine, Batı’dan aktarmaların yetersiz kalacağı düşüncesi de kurumlar içinde söz sahibi kişilerin öznel iradelerine bağlı olarak bazı tercihlerin gel giti içinde çalkalanacağı anlamına gelmiyor. Çünkü amaç ve hedefler, öznel yol çizme isteklerinin dışında nesnel bir kulvarda bu toplumun toplumsal tarihsel ve İngilizce sözlük ihtiyaçlarıyla belirlenmiş olmalıdır.

Diğer deyişle sıklıkla İngilizce sözlük kullanan çeviri eğitim kumullarının sorumluları, gözlerini mevcut toplumsal gerçekliğe çevirmek zorundadırlar. Bu çerçevede çeviri olgusunun ülkemizde kazandığı kendine özgü konumuna bakmamız gerekiyor. Burada sadece çeviri eğitimini genel eğitim politikaları içinde bir yere oturtmak değil, çeviri eğitimini kültür politikalarıyla da ilintilendirmek, İngilizce sözlük kaynaklarındaki giriş sayılarını artırmak gereği ortaya çıkıyor. Çeviri olgusunu kültür sorunlarını tüm boyutlarıyla kendinde toplayan bir alan olarak görmek gerçi fazla iddialı olur. Ama şurası açık ki çeviri, sözgelimi bir hukuk eğitimi, tıp eğitimi ya da teknik bir eğitimde olabileceğinden daha fazla ve daha doğrudan genel kültür sorunlarına götürüyor bizi. Bu disiplinlerin her biri için terim bilimsel seçenekler sunan İngilizce sözlük kaynaklarının artması bilgi alışverişini hızlandıracaktır.

Bilindiği gibi Cumhuriyetin kurucu kadroları yirmili yılları “sıfır noktası” olarak aldıktan sonra bilimi (ve bilimle özdeş kılınan “aklı”) Batı’dan ithal etme seferberliği başlattılar. Pozitif bilimlerin ve bu bilimleri öğreten kurumların hayata geçirilmesi, Cumhuriyetin eğitim seferberliği, ülkenin sınırlı kaynakları, çok kapsamlı terimsel İngilizce sözlük kaynaklarının ve Batı’dan ithal edilenlerle eklemlenebilecek yerli birikimin eksikliği yüzünden sistemli bir yapılaşmayla sonuçlanamadı. Şu bir gerçek ki İngilizce çeviri yaparken başvurulan güvenilir bir İngilizce sözlük kaynağı büyük önem taşımakta ve www.sentezsozluk.com adresinde yer alan online İngilizce sözlük olan Sentez Sözlük, bu kaynaklar arasında en başta geliyor.

Kaliteli Çevirmenler Yetiştirilmesi ve İngilizce Sözlük Kaynaklarının Uygun Kullanımı

Bir takım olaylar çeviri olgusunu ve İngilizce sözlük kaynaklarını gelişmelerin odağına yerleştirirken bilgi ve kültürle olan ilişkimizde de bir çarpılmaya neden oldu. Henüz feodal yapısını kıramamış bir toplumda bilginin ve bilimin siyasi programla böylesine öne çıkmasını, üretim gücü anlamında bir bilgi talebi olarak görmek olanaklı değil. Bilginin pratik nedenlerle talep edilmediği, bilgiyi dilimize kazandıracak İngilizce sözlük kaynaklarının yeterli ölçüde hazırlanmadığı ve bu anlamda işlevselleşemediği bir ortamda bilgi adeta metafizik bir kutsanmışlığa bürünüyor ve dıştan gelen, neredeyse kurtarıcı bir erk olarak külte dönüşüyordu.

Toplumun geneli ile bilgi (bilim) arasında ortaya çıkan bu bize özgü ilişki sonuçta iki açıdan önemli:

–    Bilgi ve kültür, yabancı dil ayrıcalığıyla, özellikle de İngilizce sözlük kaynakları kullanarak onu kaynağından alabilen bir seçkin aydın çevresinin içselleştirip el koyduğu bir alanın adı oldu. Bugün de bir ölçüde varlığını sürdüren bu aydın kimliğine dayanarak, sürekli yeni aktarımlarla tartışma gündemini oradan oraya savurmak aydının doğal işi gibi göründü. Böylelikle gerçek bir tartışma sürecine sokmadan ve İngilizce sözlük yardımıyla bilimsel metinleri çevirmeden sürekli yeni fikirlerin peşinde koşmak birinci kültürel etkinlik niteliğini aldı.

–    Bunun bir yansıması olarak da çeviri, muazzam bir işlev yüklenmesine karşın işlerliği sorgulanmayan, bu anlamda etkisi ve geçerliği önemsenmeyen bir etkinliğe dönüştü. Bu nedenle olsa yetersiz İngilizce sözlük kullanılarak oluşturulmuş gerek çeviri kokan kötü metinler gerek akademi içinde gerekse dışında cirit atmaktadır. Özgün gibi sunulan birçok çalışma da bu çeviri havasını taşımaktan kurtulamamakta ve bilgi kültünün getirdiği bir nedenle olsa gerek bu gibi çabalar hoşgörüyle karşılanmaktadır. Bir diğer hoşgörü ile karşılanan ancak kabul edilemez olan ise çevrimiçi İngilizce sözlük uygulamalarının bol hatayla internette boy göstermesidir.

Hukukundan tıbbına, fizik biliminden kimyasına, felsefesinden sanat tarihine böylesi bir çeviri etkinliği üzerine bir Cumhuriyet kuruldu diyebiliriz. Bu bilim dalları kurulurken kendine özgü terimleri içeren İngilizce sözlük kaynaklarının yeterli olduğundan söz edemeyiz. Yetmiş yılı resmi politika olmak üzere yaklaşık bir buçuk asırdır, resmi kültürünün önemli bölümünü ithal eden, hukukunu bile çeviri metinlerle kurmuş -ama bunlara çarpık anlamlandırmalarla pratik içerikler yüklemek durumunda kalan- bir toplumda çeviri eğitimi devasa bir sorumlukla karşı karşıyadır. Bu çarpık çevirilerin sorumluluğu önemli ölçüde çevirmen ve İngilizce sözlük kaynaklarına düşmektedir. Böyle bir ortamda çeviri eğitimini salt araçsallaşmış pazar bilgisine dayandırmak istemek hedefleri cüceleştirmek anlamına gelir. Çeviri eğitimi görünürde teknik alanların bilgisi ve iletişimi sorunlarıyla ilgili kılınsa bile, bilginin dar amaçlara hapsedilemez niteliğinden dolayı böyle indirgemelere de teslim olmaz. Ama bizim görevimiz bilgi enerjisinin kendi bendini aşmasını beklemek yerine, kapsımlı terminolojik İngilizce sözlük kaynakları hazırlayarak bilinçli çabalarla çeviri eğitiminin etkinliği içinde bu genel ve üst-kültürel sorumluluğun gereğini yerine getirmektir. Ayrıca çeviri eğitiminin akademik bir etkinlik olarak düşünülmesi bunu elzem kılıyor. Eğer toplum pratikleri içinde araçsallaşmış ve sorgulanmadan yeniden üretilen bilginin tarihsel, toplumsal anlamı üzerinde akademi düşünmeyecekse kim düşünecektir?

Bu söylediklerim, çeviri eğitiminin kültür politikalarını kapsama iddiasına sahip çıkması gerek İngilizce sözlük kaynaklarının gerekse de çevirmene yardımcı olacak veri tabanı gibi diğer araçların oluşturulması için bir çağrı; ama bunun eğitim pratiği açısından ne anlama geldiğini de somutlaştırmak gerekli. Çeviri eğitimi de kuşkusuz toplumsal pratiğin bir parçası olarak sistem rasyonalitesinin içinde anlamını kazanır ve bizim tüm eleştirel bakma hakkımıza karşın öznel irademize tabi değildir. Bu anlamda düşünerek kendimize şu soruları sormalıyız: Çeviri eğitiminde ayrıcalıklı bir yeri hak eden kültürel alan ve İngilizce sözlük kaynakları çeviri eğitiminin niteliği gereği nereye oturtulabilir? Ve eğer bu alanın belli amaçlara ulaşmak üzere eğitim içinde kuşatılması gereği varsa, bu nasıl sağlanabilir? Yukarıda da bahsedildiği gibi kaliteli çevirmenler donanım sahibi olanlardır. Böyle bir donanıma sahip olabilmek için ise yoğun bir kelime dağarcığı ve terminoloji bilgisi gereklidir. Çevirmenler bilmedikleri kelime ve terimleri www.sentezsozuluk.com adresinde bulunan sözlükten öğrenebilir ve bu sayede donanımlarını arttırabilirler.

 

Öğrencilerin İngilizce Sözlük Kullanma Alışkanlıkları

Üniversitelerimizde çevirmenlik bir süredir ayrı bir eğitim dalı. Çevirmenlerin önemli bir kısmı İngilizce sözlük kullanıyor. İlk olarak 13 yıl önce başlayan bu gelişme şimdi yedi ayrı akademik kurumda yaşıyor. Üniversiteye giriş sınavına başvuran öğrenciler kılavuzlarına baktıklarında “yabancı dil” alanında öğretmenlik ve filoloji dallarının yanı sıra artık Mütercim Tercümanlıkla da karşılaşıyorlar. Bu bölümlerin en çok başvurduğu malzemeler arasında İngilizce sözlük yer alıyor. Bu öğrencilere yönelik bir meslek tanıtma kılavuzunda Mütercim tercümanlık için ayrılmış 4 satırda şöyle deniyor: Bir dilde yazılmış bir metnin, başka bir dile yazılı olarak nasıl çevrileceği ve bir konuşmanın, başka bir dile nasıl çevrileceği konularında eğitim yapılır. Yabancı dil alanından sınava giren öğrencilerin genellikle ilk tercihlerinin çeviri olması herhalde bu tür içeriksiz bilgilendirmelere dayanmıyor.

Sınava giren öğrencilerin İngilizce sözlük kullanma oranları çok yüksek. Ama acaba herhangi bir şeye dayanıyor mu? Yoksa ’mütercim-tercümanlıkta simültane çeviri öğretilir ve bu işte de çok para var’ kanısına mı dayanıyor? Gerek öğrenciler gerekse çeviriyle ilgili diğer çevreler (İngilizce sözlük araçlarını çokça kullanan tercüme büroları, şirketler, devlet daireleri, yayınevleri) çeviri bölümlerinin varlığını sadece konferans tercümanlığı olarak anladıkları için mi, akademik alandaki küçümsenemeyecek gelişmeye karşın, çeviri dünyası bu oluşumdan etkilenmeden bildiği yoldan yürümeye devam ediyor?

Kanımızca bu alanda doldurulması gereken bir iletişim boşluğu var ve bu boşluğun birinci dereceden sorumlusu, çevirmenliği bir akademik eğitim konusu olarak kabul eden bizleriz; çeviri bölümleri. Başka bir husus da güvenilir ve geniş kapsamlı İngilizce sözlük boşluğu. Bunun nedeni de meçhul değil. Akademiler bu noktaya gelene kadar kendi içlerine kapalı kaldılar; hatta birbirlerine bile bir ölçüde kapalı kaldılar. Bu bir ayıp sayılır mı, ayrı konu, ama dışa açılma, kendini ve işlevini sorgulama, iddialarını yüksek sesle ortaya koyma belli bir yerleşme sürecini gerektiriyor, bu da ülkemizde kolay olmuyor, çünkü gelişme süreçleri kaostan, deneme yanılmalardan geçiyor. İngilizce sözlük kullanırken de durum böyle.

İşte çeviri eğitiminde nerede durduğumuz, hangi birikimlerle yolumuza devam etme durumunda olduğumuz sorusunun deşilmesi için İstanbul Üniversitesi Çeviri Bölümü’nün ev sahipliğinde çeviri bölümleri olarak kendi aralarında ilk defa bir yıl önce bir toplantıda bir araya geldiler. Koşulların, gelişim süreçlerinin, sorunların ve yaklaşımların ortaya konduğu bu toplantıda çevirilerde İngilizce sözlük kullanımı da tartışıldı ve genel bir manzara da ortaya çıktı. Sorunların ve gelecekten beklentilerin devam ettiği dile getirilirken ortak bir şeylerin oluştuğu ve çeviri bölümlerinin kimliklerini kazanmada kritik sınırı geride bıraktıkları da belirginleşti.

Bu yayın söz konusu toplantının gözden geçirilmiş veya yeniden kaleme alınmış bildirilerini bir araya getiriyor. Böylece üniversitelerimizde çeviri eğitiminin gelişiminde ve İngilizce sözlük kullanımının bir dönüm noktasını belgelediğimizi düşünüyoruz. Bu yayının bundan sonraki tartışma ve düşünme sürecinin bu temelden ileriye doğru devam etmesine yarayacağını umuyoruz. Çeviri bölümlerinin bir anlamda kendilerini tanımladıkları bu yazılar, çeviriyle ilgili çalışmalar yapan, programlarında çeviri derslerine yer veren başka eğitim dalları için de yeni bir düşünme ve tartışma zemini. Çeviri olgusu çeviri bölümlerinin ve İngilizce sözlük sitelerinin tekelinde olmadığına göre, dallar arası bu tartışma sürecektir, ama el yordamıyla değil, ayrışmalarla ve tanımlamalarla.

Çeviri bölümleri neyi amaçlıyorlar ve ne yapıyorlar? Çeviri eğitimi bililerinin derslerde bol bol çeviri yaptırması mı demek, yoksa bu eğitimin bilimsel bağlayıcı bir temeli var mı? Çevirmenlik artık ‘mekteplilerin eline mi geçecek, piyasanın deneyimli çevirmenleri ‘ehliyetsiz’ mi sayılacaklar? İşin içine akademinin, bilimin girmesiyle çeviri öznelliğe, farklılıklara kapanacak mı? Çeviri bölümleri ne vadediyorlar ve kendilerinden bekleneni verebilecekler mi? Öğrenciler İngilizce sözlük kullanırken neye dikkat edecekler? Bu soruları çeviri bölümleri önce kendilerine soruyorlar, çeviri bölümlerini tanımak, çeviri eğitiminin akademik anlamını bilmek isteyenlere de kendilerini açıyorlar. Ayrıca öğrenciler, anlamlarını bilmedikleri bütün kelimeleri www.sentezsozluk.com adresinde yer alan online sözlük sayesinde öğrenebiliyorlar.