İngilizce Sözlük Kaynaklarına Erişimin Kolaylaşması

Bilgili öğrencilerin bilgilerinin eğitim çerçevesinde “canlı bilgiye” İngilizce sözlük aracılığıyla İngilizce metinleri anlamlandırma koşulu olarak “arka plan bilgisine” dönüştürülmesi gerekir. İyi koşullarda bile bunca engel, eğitim süreci içinde aşılmak durumundadır. Koşullar gerçekte bundan çok daha olumsuz olduğundan eğitim içinde gösterilecek çabaların çok az öğrencide ve uzun sürede filiz vermesi hayal kırıklığı yaratmamalı. Gerçekte böyle bir gelişme eğitim programının başarısı olmaktan ziyade öğrencinin başarısı olacaktır. Çünkü genel kültür anlamında bir nitelik sıçraması sınırlı ders malzemesini “bellemekle” gerçekleşmez. Nitekim öğrencilerin cep telefonlarında İngilizce sözlük kullanmalarının hiçbir belleyici eğitim yönü yoktur. Derslerin burada yapacağı şey (etkin ve doğru yönde yapılmaları koşuluyla) öğrenciyi sarsmak ve alana ısıtmaktır. Çeviri bölümü öğrencilerinin en çok gereksinim duyduğu şey olan İngilizce sözlük, artık herkesin kolayca erişebileceği şekilde hayatımıza girdiğinden, öğrencinin tüm algısını açması ve kararlılıkla boşluğun üstüne gitmesi mümkün hale gelmiştir.

Bu tür girişimlerin çeviri eğitim bölümlerinin savsaklanamayacak görevi olduğunu söylerken bu güçlüklerin farkında olmak gerek. Kuşkusuz unutulmaması gereken bir diğer önkoşul, her bir kurumun yerel koşullarıdır. Türkiye genelinde embriyo aşamasında olan çeviri eğitimi kurumlaşmasında gerçekçi hedeflere yönelinecekse, her kurum içinde nelerin yapılabileceğine, İngilizce sözlük kaynaklarına nasıl bir katkı verilebileceğine bakılması gerekir. Bu anlamda farklılaşmalar, bir anlamda bir iş bölümü, büyük olasılıkla en doğru sonuçtur. Nitekim belli bir kurumda ve çevresinde kültür alanının üstüne gitme cesaretini verecek kültürel birikimler söz konusuysa, o kurum bu şansını kullanmalıdır ve iddiasını ortaya koymalıdır. Kentten kente, kurumdan kuruma, bir İngilizce sözlük kaynağından diğerine bu açıdan farklı koşulların bulunduğunu, farklı kurumlarda farklı ilgilerin toplaştığını ve farklı birikimde kişilerin görev yaptığını dikkate alırsak böyle bir gelişme de kaçınılmaz gözüküyor. Burada bir kurumun diğer bazılarından çok daha iddialı görünmesi, orada yapılanın önemli, ötekilerin önemsiz olduğu biçiminde de düşünülmemeli. Benzer şekilde bir bilim dalının diğerine göre daha yaygın olduğunu düşünerek İngilizce sözlük kaynaklarında ona ağırlık verme yanlışına düşmemeli. Önemli olan gerçek koşulları göz ardı etmeyen iş bölümlerinin ortaya çıkarılmasıdır. Ancak o zaman Türkiye çapında çeviri eğitiminin kurumlaşmasından söz edilebilir.

Somut uygulamada bu hedeflere ileri düzeyde varılmasının asıl mecrasının ders programı dışı, ama eğitim ortamından beslenen etkinlikler olduğunu düşünüyorum. Bu yönde gelişme gösterecek öğrencilerin gönüllü olarak ders dışı gerçek çeviri işlerinde cep telefonlarındaki İngilizce sözlük kaynaklarına kolayca uluşarak, kültürel araştırma ve tartışmalarda etkin olmaları gerekir. Bu gibi etkinliklerin özellikle lisans sonrası eğitimde yoğunlaşması doğaldır. Bu anlamda lisans ve lisans sonrası eğitim arasında da bu alanı ilgilendiren köprülerin kurulması gerekli diye düşünüyorum.

İngilizce sözlük kullanmadan asla gerçekleşemeyecek çeviri eğitiminin çeşitli hedefleri arasında kültürel alana yönelik çevirinin, uzmanlık alanları çevirileriyle ne ölçüde ilişkilendirilebileceği ve belli ortak sorunlar çerçevesinde genel bir kuram temelinde incelenip incelenemeyeceği kuramsal bir tartışma konusu oluşturuyor. Kuramsal alana benim kişisel uzaklığımdan dolayı yanılma payımı da göz ardı etmeden edindiğim bir izlenimi belirtmek istiyorum. Çeviri kuramı tartışmaları içinde yöntem sorununa hak etmediği bir ağırlık veriliyor; belli bir doğru yöntemle çevirinin tüm alanlarına yönelik üst bağlamda belirlemeler yapılabileceği gibi bir yaklaşım sergileniyor. Öte yandan da gitgide yaygınlaşan çeviri belleklerinin ve İngilizce sözlük çeşitlerinin de ülkemizde çeviri bölümlerinde yeterince işlenmediğini görüyorum. Bu da moda olmuş belli kuramsal yaklaşımlardan her kapıyı açan maymuncuk olmalarının beklendiğini düşündürüyor.

Burada iki sorun ortaya çıkıyor. Birincisi çevirinin alt alanlarının karşımıza çıkardığı sorunları tüm çeşitliliğiyle belli bir yöntem sorunu içinde ele almanın bizim için ne kadar fikir açıcı olduğu. İkincisi de eğitimin, böyle bir yöntemin öğretilmesi biçiminde düşünülmesi durumunda öğrencinin her alanın gerektirdiği birikimlerden bağımsız olarak hangi gelişmeyi gösterebileceği. Her iki yöntemde de İngilizce sözlük kaynaklarının yoğun bir biçimde kullanılacağı çok açıktır. İhtiyaç duyulan bu kaynak için en doğru adresin www.sentezsozluk.com adresinde yer alan online İngilizce sözlük olduğunu düşünüyorum.