Kaliteli Çevirmenler Yetiştirilmesi ve İngilizce Sözlük Kaynaklarının Uygun Kullanımı

Bir takım olaylar çeviri olgusunu ve İngilizce sözlük kaynaklarını gelişmelerin odağına yerleştirirken bilgi ve kültürle olan ilişkimizde de bir çarpılmaya neden oldu. Henüz feodal yapısını kıramamış bir toplumda bilginin ve bilimin siyasi programla böylesine öne çıkmasını, üretim gücü anlamında bir bilgi talebi olarak görmek olanaklı değil. Bilginin pratik nedenlerle talep edilmediği, bilgiyi dilimize kazandıracak İngilizce sözlük kaynaklarının yeterli ölçüde hazırlanmadığı ve bu anlamda işlevselleşemediği bir ortamda bilgi adeta metafizik bir kutsanmışlığa bürünüyor ve dıştan gelen, neredeyse kurtarıcı bir erk olarak külte dönüşüyordu.

Toplumun geneli ile bilgi (bilim) arasında ortaya çıkan bu bize özgü ilişki sonuçta iki açıdan önemli:

–    Bilgi ve kültür, yabancı dil ayrıcalığıyla, özellikle de İngilizce sözlük kaynakları kullanarak onu kaynağından alabilen bir seçkin aydın çevresinin içselleştirip el koyduğu bir alanın adı oldu. Bugün de bir ölçüde varlığını sürdüren bu aydın kimliğine dayanarak, sürekli yeni aktarımlarla tartışma gündemini oradan oraya savurmak aydının doğal işi gibi göründü. Böylelikle gerçek bir tartışma sürecine sokmadan ve İngilizce sözlük yardımıyla bilimsel metinleri çevirmeden sürekli yeni fikirlerin peşinde koşmak birinci kültürel etkinlik niteliğini aldı.

–    Bunun bir yansıması olarak da çeviri, muazzam bir işlev yüklenmesine karşın işlerliği sorgulanmayan, bu anlamda etkisi ve geçerliği önemsenmeyen bir etkinliğe dönüştü. Bu nedenle olsa yetersiz İngilizce sözlük kullanılarak oluşturulmuş gerek çeviri kokan kötü metinler gerek akademi içinde gerekse dışında cirit atmaktadır. Özgün gibi sunulan birçok çalışma da bu çeviri havasını taşımaktan kurtulamamakta ve bilgi kültünün getirdiği bir nedenle olsa gerek bu gibi çabalar hoşgörüyle karşılanmaktadır. Bir diğer hoşgörü ile karşılanan ancak kabul edilemez olan ise çevrimiçi İngilizce sözlük uygulamalarının bol hatayla internette boy göstermesidir.

Hukukundan tıbbına, fizik biliminden kimyasına, felsefesinden sanat tarihine böylesi bir çeviri etkinliği üzerine bir Cumhuriyet kuruldu diyebiliriz. Bu bilim dalları kurulurken kendine özgü terimleri içeren İngilizce sözlük kaynaklarının yeterli olduğundan söz edemeyiz. Yetmiş yılı resmi politika olmak üzere yaklaşık bir buçuk asırdır, resmi kültürünün önemli bölümünü ithal eden, hukukunu bile çeviri metinlerle kurmuş -ama bunlara çarpık anlamlandırmalarla pratik içerikler yüklemek durumunda kalan- bir toplumda çeviri eğitimi devasa bir sorumlukla karşı karşıyadır. Bu çarpık çevirilerin sorumluluğu önemli ölçüde çevirmen ve İngilizce sözlük kaynaklarına düşmektedir. Böyle bir ortamda çeviri eğitimini salt araçsallaşmış pazar bilgisine dayandırmak istemek hedefleri cüceleştirmek anlamına gelir. Çeviri eğitimi görünürde teknik alanların bilgisi ve iletişimi sorunlarıyla ilgili kılınsa bile, bilginin dar amaçlara hapsedilemez niteliğinden dolayı böyle indirgemelere de teslim olmaz. Ama bizim görevimiz bilgi enerjisinin kendi bendini aşmasını beklemek yerine, kapsımlı terminolojik İngilizce sözlük kaynakları hazırlayarak bilinçli çabalarla çeviri eğitiminin etkinliği içinde bu genel ve üst-kültürel sorumluluğun gereğini yerine getirmektir. Ayrıca çeviri eğitiminin akademik bir etkinlik olarak düşünülmesi bunu elzem kılıyor. Eğer toplum pratikleri içinde araçsallaşmış ve sorgulanmadan yeniden üretilen bilginin tarihsel, toplumsal anlamı üzerinde akademi düşünmeyecekse kim düşünecektir?

Bu söylediklerim, çeviri eğitiminin kültür politikalarını kapsama iddiasına sahip çıkması gerek İngilizce sözlük kaynaklarının gerekse de çevirmene yardımcı olacak veri tabanı gibi diğer araçların oluşturulması için bir çağrı; ama bunun eğitim pratiği açısından ne anlama geldiğini de somutlaştırmak gerekli. Çeviri eğitimi de kuşkusuz toplumsal pratiğin bir parçası olarak sistem rasyonalitesinin içinde anlamını kazanır ve bizim tüm eleştirel bakma hakkımıza karşın öznel irademize tabi değildir. Bu anlamda düşünerek kendimize şu soruları sormalıyız: Çeviri eğitiminde ayrıcalıklı bir yeri hak eden kültürel alan ve İngilizce sözlük kaynakları çeviri eğitiminin niteliği gereği nereye oturtulabilir? Ve eğer bu alanın belli amaçlara ulaşmak üzere eğitim içinde kuşatılması gereği varsa, bu nasıl sağlanabilir? Yukarıda da bahsedildiği gibi kaliteli çevirmenler donanım sahibi olanlardır. Böyle bir donanıma sahip olabilmek için ise yoğun bir kelime dağarcığı ve terminoloji bilgisi gereklidir. Çevirmenler bilmedikleri kelime ve terimleri www.sentezsozuluk.com adresinde bulunan sözlükten öğrenebilir ve bu sayede donanımlarını arttırabilirler.